Deyirdim ki, bu quruluş dağılacaq! Axtar: 
   • Yaponiyada güclü zəlzələ baş verib    • Millimiz Türkiyə ilə qarşılaşacaq    • XİN rəhbərləri bəyanat yayıb    • Kilsə xadimi 110 uşağı öldürüb    • O.Əsədov Gürşad Tüzmənlə görüşüb    • Hüseyn Dərya həbs edilib    • Allah evi sökülür!!!    • Flora Kərimova ifadə verib    • Qarabağ əlilinin evi yarılıb    • İ. Ponomaryov "Xəzər-Lənkəran"da
Ana Səhifəm OlsunƏn Bəyənilənlərə Əlavə ƏtRSS
Əsas|Gündəlik|Siyasət|İdman|İqtisadiyyat|Dünya|Texnologiya|Yaşam|Mədəniyyət|Təhsil|Kino/TV|Səhiyyə|Qadın|Video|Yazarlar
   Geri
Yazı Ölçüsü: 
  Qadın: Şişmanlık aileden geliyor

13.09.2007 10:50:21

Kilolu anne babaların çocukları da genellikle şişman oluyor. Ancak bunu sadece genetik faktörlere bağlamak doğru değil. Yanlış beslenme ve hareketsizlik de şişmanlık riskini artırıyor.
  Şişmanlığın yanlış beslenme ve bedensel aktivite azlığına bağlı olduğu yaygın düşüncedir. Ancak diğer bir varsayım, vücutta yağ depolanmasının ve vücudun az enerji ile yetinmesinin genetik faktörlere bağlı olduğu hipotezidir. Hatta tavuklarda şişmanlamaya neden olan ve bazı insanlarda saptanan şişmanlatıcı bir virüs tartışılmaktadır. Gerçek olan şu ki, şişman ya da az kilolu olmak sadece günde alınan kaloriye bağlı değildir. Obez kimselerin 1/5'inde metabolizma işlevi özellikle ekonomiktir. Sadece az kalori harcanması değil, besinlerin yağa çevrilmesi ve enerji olarak depolanması artmıştır. Aslında bu özellik evrimin insana kıtlık dönemleriyle baş edebilmesi için öngördüğü bir genetik programlama olarak algılanabilir.

Kimi bireylerde ise alınan kalori etkin olarak yağ deposuna dönüşmez ve günde yaklaşık 400 kalori ısı oluşumu için boş yere kaybedilir. Bireyler arasında alınan besinlerin ısıya dönüşümü arasındaki fark genetik yapıdan kaynaklanmaktadır. Şişmanlıkta genetik faktörlerin rolü tartışılmaz. Hayvanlardaki araştırmalarda obeziteye neden olan genler saptanmıştır. Şişman anne babaların genelde çocukları da zamanla şişman olur. Tek yumurta ikizleri ayrı ortamlarda, değişik beslenme biçimlerine rağmen aynı kiloda olurlar. Ancak aile içinde şişman bireylerin fazla olmasını sadece genetik yatkınlığa bağlamak doğru olmaz. Ailenin yanlış beslenme, hareketsizlik gibi şişmanlığı kolaylaştıran yaşam biçiminin de rolü vardır. Obezitenin genetik kontrolü için şu andaki olanaklarımız doğru beslenme ve egzersiz yapmaktır.

Bir kimse kilo verme sırasında beslenme ve pişirme alışkanlıklarını değiştirmeyi öğrenmeden kalıcı bir başarı beklememelidir. Kısa sürede kilo vermeyi amaçlayan diyetlerin temel eksiği de budur. Şok diyetleri kalıcı başarıyı dikkate almaz ve esas olarak sıvı kaybına dayanır. Ayrıca bu diyetler tek yönlü ve çok yasaklı olduğundan, eski alışkanlıklara geri dönüş neredeyse kaçınılmaz olmaktadır. Çok az yemeye rağmen kilo veremiyorsanız, bunun nedeni genellikle yanlış diyet ve temel metabolizma prensiplerinin göz ardı edilmesidir.

Vücut kompozisyonunun kilo vermede rolü çok önemlidir. Kaslar yağ dokusuna göre istirahatte bile daha yüksek metabolizmaya sahiptir ve çok enerji yakar. Bundan dolayı hedef; kalori depolayan yağ dokusunu azaltmak ve yağları yakan kasları arttırmak olmalıdır. Çoğu kişinin aşırı kilolu olması sağlıksız beslenmelerine, kalorilerinin çoğunu yağ ve rafine karbonhidratlardan (şeker, beyaz un ürünleri) almalarına bağlıdır. Bu nedenle kilo vermedeki en iyi tutum yağdan fakir, rafine karbonhidrattan yoksun beslenme ve daha çok egzersizin kombinasyonudur. Beslenme ile bedensel aktivite alışkanlıklarının mantıklı değişimi ve sabır sayesinde şok diyetlerine göre, yüzde 100 daha fazla başarı sağlanır. Kısa sürede kilo verdiren, ancak verilen kiloda kalmayı sağlamayan diyetler zararlıdır ve suistimaldir.

Diyet mucitleri insanın zayıf tarafını bilmekte ve planlarını ümitlendirmeye dayandırmaktadırlar. İnsanların sınırlı bir zaman diyete uymaları, beslenme alışkanlıklarını temelli değiştirmelerine göre daha kolay olmaktadır. Kilolu olmakta kalıtımın rolü vardır ama güçlü değildir. Kalıtımla kilo değil, az kalori harcayan hücreler edinilir. Aslında yavaş metabolik hıza sahip olmanın ölçülü ve dengeli yemek koşulu ile avantajı da vardır. Az yenirse daha az serbest radikal oluşur ve aşırı serbest radikallerin hücrelerimize zararı önlenir. Ayrıca vücut motoru fazla çalışmadığı için yıpranma daha az olur. Demek ki, metabolizması yavaş olan kişi daha yavaş yaşlanır. Yavaş metabolizmanıza rağmen ideal kilonuzu koruyabiliyorsanız, daha uzun ömürlü olursunuz.

Erişkinlikte şişman olma riskinin, aşırı kilolu çocuklarda, normal kilodakilere göre daha yüksek olduğu, bu çocukların büyük bölümünün bebeklik döneminde de şişman oldukları ve %60-80'inde, şişmanlığın erişkinlik döneminde de devam ettiği biliniyor. Benzer şekilde şişman kadınların %30'unun, şişman erkeklerinse %10'unun, ergenlik döneminde de şişman oldukları gözlenmiş.
ABD'de her beş çocuktan birinin şişman olduğu bildiriliyor. Nelms adlı araştırmacının geçen yıl sonuçlandırdığı bir çalışmada çocukluk çağı şişmanlığında 1960 yılından bu yana 6-11 yaş grubunda %54, 12-17 yaş grubunda %40 oranında artış olduğu gözlenmiş. Çalışmalarda, hem anne hem babası şişman olan çocuklarda obezite riskinin fazla olduğu saptanmış. Anne ve babanın her ikisinin de şişman olması durumunda çocukların %80'i, birinin şişman olması durumunda %40'ı, anne-babaları şişman olmayanlarınsa %7'si şişman oluyor.
Vücut kitle indeksi (BMI) kullanılarak yapılan çalışmalara göre, bu konuda kardeşler arasında görülen benzerlik, tek yumurta ikizlerinde %74, çift yumurta ikizlerindeyse %32. Bu sonuç, obezitede kalıtımın rolünün %50-90 oranında olabileceğini gösteriyor. Şişmanlık, hem genetik hem de çevresel etkilerle ortaya çıkan, çok-etkenli bir hastalık.
Şişmanlığa neden olabilecek çok sayıdaki genin işlevleri, bugün tam olarak açıklanmış değil. Ancak, şişmanlığın, genetik bir yatkınlığın yanısıra ailenin yeme alışkanlıklarının sonucu olarak da ortaya çıkabileceği göz ardı edilmemeli.

Ailenin İdeal Kiloya İlişkin Değer Yargıları
Çocukluk çağı obezitesinin görülme sıklığının artmasında ailenin değer yargıları da önemli rol oynuyor. Ailelerin çoğunda "şişman çocuk sağlıklı çocuktur" inancı, çocukluk çağı obezitesi ile yakından ilgili.

Yetersiz Fiziksel Etkinlik
Çocukluk çağında, hareketsizliğin artmasıyla şişmanlığın artması arasında çok yakın bir ilişki var. Günümüzde çocuklar boş zamanlarını daha pasif olarak (televizyon, bilgisayar oyunları gibi) geçirme eğilimindeler. Bu nedenle gerek aile, gerekse sağlık elemanlarının, çocukları hareket etmemeye ve bunu yaşam boyu sürecek bir alışkanlığa dönüştürmeye özendirmeleri önemli.
Çocukluk çağı şişmanlığı, ciddi, yaygın ve hızlı büyüyen bir sağlık sorunu. Şişman çocukların erişkinlikte kiloları ne olursa olsun, ileri yaşlarda şişman olmayan yaşıtlarına göre, pek çok hastalığa yakalanma riskleri daha fazla.
Sağlıklı bir gelecek için, çocukluk çağı şişmanlığını önlemek üzere, sağlıkçılar ve toplum olarak bilinçli hareket etmemiz gerekiyor. Ailenin beslenme alışkanlıkları, çocukluk çağı şişmanlığı için önemli bir risk etkeni. Pek çok araştırmacı, çocuklarda şişmanlığa etki eden ailesel birçok etkenin bulunduğunu bildiriyor.
Çalışmalar, doğumdan itibaren anne sütüyle beslenen çocuklarda şişmanlığın daha az görüldüğünü gösteriyor. Yaşamın ilk yılında karışık ya da yapay beslenen çocuklara, her ağlayışlarında biberonla süt ya da muhallebi gibi zengin kalorili yiyecekler vermekse, şişmanlığa yol açabiliyor.
Fazla yağ içeren besinlerle beslenen ailelerin çocuklarında şişmanlık daha fazla görülüyor. Çocukların severek yedikleri "fastfood" türü, fazla yağ ve kalori içeren besinler de şişmanlığa yol açıyor.

Hormonal Sorunlar
Şişman çocuk ve erişkinlerde hormonal bozukluklar karşımıza sıklıkla çıkmakta. Bu bozukluklar, genellikle obezitenin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor; kilo verilmesiyle de bütünüyle düzelebiliyor. Diğer yandan obezite, hormon sistemiyle ilgili birtakım hastalıkların (hiperkotizolizm, hipotiroidizm, büyüme hormonu eksikliği) ilk bulgusu olarak görülebiliyor.
Çocukluk çağı şişmanlığına katkıda bulunan diğer etkenlerse, ailenin sosyo-ekonomik durumu, ailesel stres, ailenin beslenme konusundaki bilgisi ve ideal vücut ağırlığıyla ilgili değer yargıları.

Sosyo-Ekonomik Durum
Çocukluk çağı şişmanlığında ailenin sosyoekonomik durumu önemli bir etken. Gelişmiş ülkelerde düşük sosyoekonomik düzeydeki ailelerde ve çocuklarda şişmanlık sık görülürken, gelişmekte olan ülkelerde de yüksek gelirli ailelerde fazla. İki farklı etnik grupla yapılan bir çalışma da, düşük sosyo-ekonomik grupta şişmanlık riskinin daha fazla olduğunu vurguluyor. Okul öncesi dönemdeki çocuklarla yapılan bir çalışmadaysa, sosyo-ekonomik durumla, çocukluk çağı şişmanlığı arasında önemli bir ilişki bulunmadığı bildirilmiş.

Ailesel Özellikler
Sherman ve arkadaşları, yaptıkları çalışmada erken çocukluk çağı şişmanlığında, babanın yokluğu, çiftlerin evli olmaması, babanın işsiz olması ve ailede eğitim düzeyinin düşük olması gibi durumlar, risk faktörü olarak tanımlanıyor.
Ayrıca literatürde anne ve baba arasındaki iletişim eksikliği, ailenin sosyal desteğinin az olması, tek ebeveynli aile, boşanmış aile, aile bireylerinde ciddi bir hastalığın olması gibi nedenlerin şişmanlık için risk faktörü olduğundan söz ediliyor.
 
 Ömər AHISKALI
  "Talan"erant şeyx"imiz"
  16 noyabr Dünya Toletantlıq gününü bütün ölkələrdən öndə şeyxi olmaqla, əlində tolerantl&...
20.11.2008
 
 Osman YAVUZ
    İlham Əliyevə bonus- iki il!
  Yeməklər / Çalışma
Lahmacun
   
 Badamlı balıq kababı
 İncəlik salatı
 Heyva mürəbbəsi
 Turşunu necə hazırlayaq?
  VİDEO
  Yaşlı qadın ingiliscə öyrənəndə...
  Yaşlı qadın televiziyadan ingiliscə öyrənməyə çalışır
16.02.2008 16:13:52
 
   Elektrik axımı  
   Bir qolunun bazuları var bir qolunun yox  
   Bir valizin hekayəsi  
   Qadın göz qələmini öz gözünə batırdı  
   Su içməyə çalışan fil yıxıldı  
   Körpə anasının qarnında rəqs edir  
   Qız rəqs edərkən yıxılır  
   SORĞU
Plastik əməliyyat olunmaq fürsətiniz olsa hansı əzanızı dəyişdirərdiniz?
 
Burun
Dodaq
Əl-Ayaq
Dərinin rəngi
Digər
Plastik əməliyyata ehtiyacım yoxdur
Nəticələr
Bütün Sorğular
 Qalereya
Azadlıq...
Sonrakı >
< Əvvəlki
Azadlıq...
Mirzə Sakit və Qənimət Zahid qardaşları "azadlıq"dadır...
Əsas | Gündəlik | Siyasət | İdman | İqtisadiyyat | Dünya | Texnologiya | Yaşam | Mədəniyyət | Təhsil | Kino/TV | Səhiyyə | Qadın | Video | Qalereya | Yazarlar | Karikatura | Oyunlar | Üzvlük | RSS | Haqqımızda | Əlaqə

Deyirdim ki, bu quruluş dağılacaq!

Copyright © 2006-2007 azerxeber.com. Bütün hüquqlar qorunur. İcazəsiz və mənbə göstərilmədən yayımlana bilməz.